Medeniyetimizde Vakıf
Vâkıf, İslam Kültür ve Medeniyetinin önemli bir sosyal kurumudur. Bu hayır kurumlarının ortaya çıkışı, İslam’da hayır ve hasenata verilen önemin bir sonucudur. İslam’daki Vakıf hareketi peygamber efendimizle başlamış, Asr-ı Saadet’te genişlemiş, sonraki devirlerde, bilhassa Osmanlı döneminde bir” Vakıf Medeniyetine dönüşmüştür.
Toplumda sosyal dengeleri kuran “Vâkıfların ana hedefi insandır. Hatta bütün canlılardır, diyebiliriz. Zira bu kurumlar, insanla birlikte hayvanları ve tabiatı da korumayı ve geliştirmeyi hedef olarak seçmiş bulunmaktadır.
Ülkemizin en eski tarihi kurumlarından olan Vakıflar, ecdadımızın insanlık ve ülke yararına nadide eserler bıraktığı, sayısız hizmetler sunduğu köklü ve saygın bir geçmişe sahiptir. İnsanlığın birlikte yaşamasının temel değerlerinden biri olan dayanışma ve yardımlaşma duygusunun Türk toplumunda teşkilatlandırılmış şekli olan Vakıflar, sosyal hayat üzerinde derin etkileri olan inanç ve kültür değerlerine dayanan sosyal bir kurumdur.
Gönülden doğan bir sevgiyle insanların yardımına koşan, sahip olduğu varlıklardan başkalarını da faydalandırmak gibi güzel ve insani duyguların tümünü en geniş şekli ile uygulayan vakıflar, kültür değerlerini geçmişten geleceğe taşıyan ve bugünü yarına bağlayan sarsılmaz köprülerdir.
Vakıflar “Mütevelli” adı verilen heyetlerce Vakıf Senedi ‘ne göre idare edilirler. Ancak devletin gözetimi ve önemli tasarruflarda hakim kararı esas alınmıştır. Bu bakımdan Vakıf kurumlarını özel hukuk kamu kuruluşu hükmünde sayılmıştır